4/1/2010 ·
İlahii yaaa
daha 19 yaşında, bu ne hız, türbanlı hatun, ışık hızıyla sevgili buluyor, ışık hızıyla sevgili terkediyor, terkettiği sevgili sayısı şu anda 3, hoşlandığı kişilerin sayısını bilmiyorum, sevgiliyi terkettiği günün ertesinde yeni sevgiliyle el ele! Aslında bir tane daha var da şimdilik o yedekte! Makyaj desen full, rimeller, rujlar, ama kafa türbanlı. Peki sorarım size bu türban neyin simgesi?
Yani kimse kusura bakmasın, namus, iffet bu mu?
Eskiden bir kız, bir oğlanla iki kez konuştu mu, adı çıkardı. O zaman türban, mürban da yoktu! Şimdi kafayı bohçala ama sevgilinin birini bırak, ötekini al, bilmeyen de "aman ne namuslu, ne iffetli, başı örtülü, kapalı" diyor
İnsanlar zannediyorlar ki, kafayı bir kumaşla örtünce, duygular da örtülecek. HAYIR. Duygular örtülmüyor, aynı kalıyor örtülen sadece kafanın dışı. Bir top kumaş da örtseniz kafanıza fayda etmez. Ama kendi aranızda "laiklerin başı açık, kıçı açık" diye dedikodu yaparsınız. Haydi oradan onlar en azından olduğu gibiler, kimseyi dış görünüşleriyle KANDIRMIYORLAR. Laik, başı açık, kıçı açık diyerek aşağıladığı, küçümsediği, dudak büktüğü kızdan hiçbir farkı yok, aynı duygular, aynı seksi arzular onun kafasında da var, o da tıpkı o laik kızlar gibi sevgili değiştirmek, birini bırakıp ötekine koşmak, sevişmek, öpüşmek, omzuna baş dayamak istiyor ama mercimek beyniyle kafasını örtünce bu duygularını da örteceğini sanıyor. Nafile canım, duygular kumaşla örtülmez, kumaştan namus olmaz, olursa bu kadar olur.
Yorum (0)
Yorum yaz!
15/12/2009 ·
- Komşucum bir rüya gördüm.....
- Allah hayretsin...
Ya, yanlış anlamayın ama Allah'ın başka işi gücü yok da, bir de kullarının gördüğü rüyaları hayretmek gibi bir görevi mi var? :)))
Yorum (0)
Yorum yaz!
29/11/2009 ·
İrlanda’da kilise eşrafı çocukları yıllarca taciz etmiş. İrlanda’da
hükümetin yaptırdığı soruşturma, ‘rahiplerin çocukları taciz ettiğini
ve çocuklara yönelik bu suistimalin Dublin’deki din otoritelerince
örtbas edildiğini’ ortaya koydu. İrlanda Adalet Bakanı Dermot Ahern’in
açıkladığı, 1975-2004 arası dönemi kapsayan raporda, ‘rahiplerin büyük
çoğunluğunun çocukların maruz bırakıldığı kötü muameleye göz yumduğu,
çocukların iyiliğinin, kilisenin itibarının korunmasına dair
endişelerin gerisinde kaldığını, kilisenin yapısı ve kuralları kadar,
devletin kiliseyle ilgili meseleleri yasaların kapsamı dışında
tutmasının da bu tür olayların gizli kalmasını kolaylaştırdığı’ ifade
edildi.
İncelemeye alınan dönemde, çocuklara cinsel tacizde bulunulduğuna
yönelik 320 şikayetin tespit edildiğine yer verilen raporda, İrlanda
polisi de bu tür şikayetleri görmezden gelmek, olayları soruşturmak
yerine din otoritelerine bildirmekle itham edildi. Dublin
Başpiskoposluğu’nun 1995’e kadar, taciz şikayetlerini sivil otoritelere
bildirmediğine işaret edilen raporda, incelenen dönemde tüm bölge
başpiskoposlarının bu tür şikayetlerden haberdar olduğu açıklandı.
Hükümet özür dilemiş
Adalet Bakanlığı, raporu kamuoyuyla
paylaştıktan sonra yaptığı yazılı açıklamada, devlet kurumlarına
yönelik eleştirileri kabul ederek, “Hükümetin, devlet adına, bu
hatalardan dolayı özür dilediğini” söyledi. Hükümet, Katolik
Kilisesi’nce idare edilen okullarda, ıslahevlerinde ve yetimhanelerde,
çocukların cinsel taciz ve dayak gibi kötü muamelelere maruz
bırakıldığına yönelik iddialar üzerine bu soruşturmayı yaptırmış,
kiliseye ait 60 bin gizli dosyayı soruşturma komisyonuna teslim eden
Dublin Başpiskoposu Diarmuid Martin, “Rapor hepimizi şoke edecek”
demişti. (aa)

Alın görün işte, din kurumu böyledir. Saklar, gizler, bizde de durum farklı değil. Hüseyin Üzmez'i hatırlıyorum da, dinciler adamı aklamak, mazeret bulmak için çırpınıp durmuşlardı.
Haksız mıyım tüm dinlerden nefret etmekten? Al birini vur ötekine. Hepsi sadece kendileri gibi olanları (imam/haham/rahip) korur, arka çıkar.
Yorum (0)
Yorum yaz!
25/11/2009 ·
Bıçaklar bileylensin
Kör bıçak da farketmez
Hayvan nasılsa
Saldırın boğazına
Allah, Mallah bahane
Kuzu kavurma şahane
Kimi kandırıyorsunuz Allah aşkına?
Allah istemişmiş!
Midemiz kebap istiyor demiyorsunuz da
Suçu Allah'a atıyorsunuz!
Et yemek istiyorsanız
Gidin bir kasaba et alın yiyin de
Hayvanlara eziyet etmeyin!
Yorum (0)
Yorum yaz!
6/11/2009 ·
Hani televizyona bir kız çıkmıştı, " Ben Atatürk'ü sevmiyorum, ben Humeyni'yi seviyorum" demişti.
O kız okumak için nereye gitmiş dersiniz?
İran?
Suudi Arabistan?
Sudan?
Irak?
Afganistan?
Hiçbiri!
O kız Kanada'ya gitmiş.
Tayyip'in dört çocuğu var. Dördü de okumak için Amerika'ya gitti. Şeriatla yönetilen, laik olmayan bir İslam ülkesine gitmediler. Bildiğim kadarıyla da hala Amerika'dalar. Fetullah denen adam da Amerika'da yaşıyor.
Bunlar laikliğe söverler, Atatürk'e söverler, şeriat isteriz derler, derler, derler....
Sonra da Amerika'ya, Kanada'ya giderler. 
Yorum (0)
Yorum yaz!
5/11/2009 ·
Bazı okurlar bana kitap tavsiyelerinde bulunuyorlar.
Onlara teşekkür ediyorum. 
Bugün ben de okurlara bir kitap tavsiye edeceğim:
Adı: COSMOS
Yazarı: Carl Sagan
Carl Sagan, bir bilim adamı.Yani öyle akşam rüyaya yatıp, sabah yazmıyor.
Kitaba yeni başladım, sevdiğim bazı bölümlerden, birkaç cümle şöyle:
" çınar ağacının da, insanın da yapısı aynı harçtandır. Biz insanlar bir ağaca kıyasla değişik görüntüdeyiz, hiç kuşkusuz dünyayı bir ağacın algıladığından farklı algılarız. Fakat molekülün asıl yapısına bakınca, ağaçla insanın kalıtım açısından, nükleik asit kullandıkları görülür. İnsan da, ağaç da, gezegenimizdeki tüm öteki yaratıklar da aynı şifre kitabını kullanıyoruz. "
" Dört milyar yıl önce yeryüzü bir moleküller cennetiydi. .."
" Hayatın başlangıcından itibaren 4 milyar yıllık sürede var olan başlıca organizmalar mikroskopik küçüklükteki mavi yeşil yosunlar olup okyanusları kaplamaktaydılar..."
" Üzerinde yaşadığımız yeryüzü 4 milyar 600 milyon yıl önce yıldızlararası gaz ve tozun yoğnlaşmasından oluştu. Fosillerin sağladıkları kayıtlardan öğreniyoruz ki, hayatın başlangıcı bundan az sonra ilkel yerkürenin su birikintilerinde ve okyanuslarda belirdi. Hayat belirtisi taşıyan ilk şeyler, tek hücreli organızmanın karmaşıklığından çok uzaktı. Tek hücreli organizma oldukça gelişmiş bir yaşam biçimi sayılır. İlk hayat titreşimleri çok daha mütevaziydi. Yeryüzünün o ilk günlerinde şimşek ve Güneş'ten gelen morötesi ışınlar, ilkel atmosferin hidrojence zengin basit moleküllerini ayırıyor, ayrılan parçalarsa kısa zamanda karmaşıklaşan moleküllere dönüşüyordu. Bu ilkel kimya olgularının ürünleri, okyanuslarda çözülüyor ve giderek karmaşıklığı artan bir tür organik bulamaç meydana getiriyordu."
"uzaya çıkıp evreni inceledik ve karanlık bir galaksinin ücra köşesindeki bir yıldızın çevresinde dolanan toz zerreciği üzerinde yaşadığımızı gördük."
Kitabı okurken, bilim ve dinlerin birbiriyle nasıl çeliştiğini kolayca göreceksiniz. Hani Allah 7 günde evreni yaratmıştı? Bilim bize aksini söylüyor. 4 milyar 600 milyon yıl diyor. İnsan da öyle pat diye yaratılmamış. Moleküller bile pat diye yaratılmamış. Her şey yavaş, yavaş, evrimleşe evrimleşe yaratılmış. O halde kutsal kitaplarda söylenenler tamamen hayali.
Yorum (0)
Yorum yaz!
8/10/2009 ·
Ya kardeşim ben bu namus eşarplı kızları anlayamıyorum, anlayamayacağım da...
Alttaki yazıda söz konusu olan henüz yirmili yaşının başlarındaki genç kız, kendi söylediğine göre, bu üçüncü sevgilisiyle kafelerde el ele tutuşuyor, göz göze bakışıyor, tabii bu bakışmalar herhangi bir bakışma değil, aşk dolu bakışlar, e, öyle olması da gerek sevgililer çünkü, evlenmeyi düşünüyorlar...
İyi de saçının telini göstermiyor
Şimdi ne anladım ben bundan? 
Yani bir erkekle ele ele tutuşacak, başını omzuna koyacak, erkeğin eli belinde, kızın eli erkeğin omzunda, yanağı yanağını okşayacak, kulağına aşk sözcükleri fısıldayacak ama bir tek saçının telini görmeyecek, böylece namus ve iffet kurtulmuş olacak
Bu arada kafa bohçalanmış ama yüzünde maşallah full makyaj
Kirpikler mascarayla kat kat kıvrılmış, kalem çekilmiş, dudaklar rujlu, göz farı da var, eh, benden daha çok dikkat çekiyor dersem abartmış olmam. Valla da, billa da benim başım açık ama erkeklerin dikkatini çeken tesettürlüler, ben değilim çünkü makyaj yapmam, 40 yılda bir hafif bir ruj ve göz kalemi sürerim, o da sokağa çıkınca 'ne paçoz, ne bakımsız' demesinler diye.
Bu durumda çoğu tesettürlü full makyajıyla, tesettürsüz kendi halindeki, süssüz püssüz ama başı açık, kısa kollu giyinmiş kadınlardan çok daha fazla dikkat çekiyorlar.
Ahahahahaha
Hay sizin tesettür anlayışınıza turp sıkayım, limon sıkayım yetmez portakal sıkayım
Yorum (1)
Yorum yaz!
8/10/2009 ·
İsmi lazım değil bazı forumlarda çok komik yazılara rastlıyorum. Neymiş? Tesettür diye bir şey varmış. Yani pardesü giyerek, saçları örterek namuslu olacaklarmış.
Leyn o'lum, başörtüsünden namus olsaydı, erkekler eşarplarla evlenirdi. 
Benim tanıdığım tesettürlü bir komşu kızı var, liseyi yeni bitirdi, ÖSS'ye hazırlanıyor. Daha şimdiden üç sevgili eskitti. 
Elinde bir değil, iki cep telefonu, ha bire "canım' lı, aşkım" lı mesajlar....
Leyn gören de "ayyyy, melek gibi kız, pek namuslu" diyor. 
Bakalım dördüncü sevgili ne kadar dayanacak?
Eee, pardösüden namus, başörtüsünden iffet olursa bu kadar olur. 
Başı açık kızlar hiç olmazsa oldukları gibiler, kimseyi kandırmıyorlar, "namus kumkuması" pozlarında değiller. Bunlar etrafa kendilerini namus abidesi gibi tanıtıyorlar ondan sonra her haltı yiyorlar.
Metreyle namus olmaz kardeşim. 
Namusun ölçü birimi metre değildir yane.
" Taze, taze, renk, renk, son moda namuslar geldi, metresi 1 lira. Müracaat: Vakko mağazası " 
Yorum (0)
Yorum yaz!
21/9/2009 ·
Film, Persepolis yani bildiğimiz İran'ı anlatıyor.
Filmin bir sahnesinde kara çarşaflı genç bir kız, sabah haremlik-selamlık üniversitesinde derse girecek ama geç kalmış, koşuyor.
Neyse, kız koşarken, okul kapısındaki erkek nöbetçi kızıyor:
" Dur, koşmak yasak, koşamazsın!"
" Derse geç kaldım!"
" Olsun koşamazsın!"
" Niye koşamazmışım?"
" Koşarsan kalçaların sallanır, tahrik olurum!"
" O zaman bir zahmet kalçalarıma bakmayıver!" 
Ve kız çarşafıyla yeniden koşmaya başlıyor.
Evet işte bu yüzden çarşafa giriyorsunuz. Erkekleri tahrik etmemek için.
Acaba Allah kadınlara 'örtünün erkekler sizi görmesin diye emredeceğine, şu sapık erkekleri hiç yaratmasaydı ya da erkeklere " kadınlara kötü gözle bakmayın" diye emretseydi daha mantıklı olmaz mıydı?
Yorum (0)
Yorum yaz!
14/9/2009 ·
Bir İslam ülkesi olan Yemen'de, Hudayda bölgesinde El Zehra hastanesinde 3 gün boyunca doğum yapmaya çalışan 12 yaşındaki çocuk, hayatını kaybetti!

İnsan Hakları Örgütü, Yemen'de kızların dörtte birinin 15 yaşına gelmeden evlendirildiğini bildiriyor.
12 yaşındaki Fevziye ABdullah Yusuf'u, Suudi Arabistan'da çİftçilik yapan babası geçen yıl yani çocuk 11 yaşındayken, 24 yaşında birisiyle evlendirmiş.
Yemen'de Daha önce de 8 yaşında bir gelin, 30 yaşındaki kocasından boşanmak için mahkemeye başvurmuş ve uluslarası gündeme gelmişti.
Yemen parlamentosu evlilik yaşının 17'ye yükseltilmesini isteyen vekiller olmuş ancak bazı milletvekilleri "İslam'a karşı" diyerek bu yasayı engellemeye çalışmaktaymış!
Konu gazetelerde yer aldığında okurlardan gelen yorumlara baktım, bazıları "Peygamberimiz de Hz. Ayşe ile 9 yaşında evlenmişti" demişler. E, bu nasıl peygamber ! Aaaaaa!!!
Eh, ben hep diyorum ya, boşuna deist olmadım, peygamberinin 9 yaşında çocukla evlendiği söylenen bir dine mensup olmak kötü bir şey, nüfus cüzdanımdaki 'İslam' kelimesine sildirtim, 'deist' yazacağım valla. Ay ne sapık bunlar yaa! Zaten bunların inandığı kitaplarda bile "Cennet'de erkeklere memeleri daha yeni olgunlaşmaya başlamış huriler yani küçük yaştaki kızlar verileceğinden söz ediliyor"
Ayyy, sapıklar sizi be! Sübyancı sapıklar! Hay sizin dininize, imanınıza turp sıkayım!
Puuuu
Yorum (4)
Yorum yaz!
« Önceki ::